6502 SAYILI TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN KAPSAMINDA AYIPLI MAL KAVRAMI VE AYIPLI MALDAN SORUMLULUK (KASIM 2013)

Tüketiciler bakımından uygulamada en çok karşılaşılan durumlardan biri satın alınan üründe ortaya çıkan ayıptır. 4077 sayılı Eski Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un(“ETKHK”) 4’üncü maddesinde düzenlenmiş ayıba ilişkin hükümlerin tüketici ile satıcı arasında meydana gelen uyuşmazlıkların çözümünde yetersiz kaldığı açıktır. Bu nedenle, 28.11.2013 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan ve yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra, 28.05.2014 tarihinde, yürülüğe girecek olan 6502 sayılı Yeni Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun(“YTKHK”) ile birlikte ayıba ilişkin hükümlerin kapsamı tüketici lehine genişletilmiş, ETKHK’de bulunan eksiklikler giderilmeye çalışılmıştır.

Ayıplı mal, ETKHK’den farklı olarak,6502 sayılı YTKHK’nin 8 ve devamı maddelerinde ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup, ayıplı malın tanımına da yer verilmiştir. 6502 sayılı Kanun’un 8’inci maddesi uyarınca, “Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.” Aynı maddenin 2’inci fıkrasında ise ETKHK’nin hangi malların ayıplı olarak kabul edileceğine dair paralel bir düzenlemeye yer verilmiş olup ayıplı olarak kabul edilen mallar arasına “internet portalında” tanıtılan ürünler de eklenerek yeni bir düzenlemeye gidilmiştir. Ayrıca, YTKHK ile, malın süresinde teslim edilmemesi; malın montajının, satıcının yükümlülüğünde olduğu durumlarda, gerektiği gibi yapılmaması ve montajın tüketici tarafından yapılmasının öngörülmesi halinde montaj talimatında eksiklik, yanlışlık veya hata yapılması durumları da sözleşmeye aykırı ifa olarak kabul edilmiştir.

Satıcı tarafından alıcıya teslim edilen mal 6502 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinde yer alan durumlardan birinin varlığı halinde “ayıplı" olarak kabul edilmektedir. 4077 sayılı ETKHK’de tüketicinin satın alınan malda meydana gelen ayıbı malın teslim tarihinden itibaren 30(otuz) gün içinde satıcıya bildirme yükümlülüğü bulunmaktaydı. İhbar yükümlülüğünün süresinde yerine getirilmemesi halinde ise tüketici, Kanunda öngörülen seçimlik haklarını kullanamamaktaydı. Söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin tüketici açısından ağır sonuçlara neden olduğu kuşkusuzdur. Bu düzenlemenin önüne geçmek amacıyla, YTKHK’nin 10’uncu maddesinde tüketici lehine ispat kolaylığı öngörülmüştür. Bu kapsamda, malın teslimi tarihinden ititbaren 6(altı) ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim tarihinde var olduğu kabul edilecek ve malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya ait olacaktır. Bu yeni düzenleme ile birlikte, satıcılara yüklenen ödevler bir hayli artmakta olup, tüketicilerin bu kapsamda dürüstlük karinesine uygun hareket etmesi öngörülmektedir. Tüketicinin sözleşmenin kurulduğu anda ayıptan haberdar olduğu veya haberdar olmasının beklendiği durumlar ise müstesna olup, bu durumlarda tüketicilerin ne şekilde bilgilendirilmeleri gerektiği ilgili mevzuatlarda açıklanmaktadır.

Satıcının, ayıbın teslim tarihinden itibaren 6 ay içinde ortaya çıkması ve satıcı tarafından malın teslim tarihinde ayıplı olmadığının ispatlanamaması halinde ayıptan sorumlu olması gündeme gelecektir. Bu halde, ETKHK ile benzer bir hükme yer veren YTKHK tüketiciye ayıp karşısında kullanabileceği birtakım seçimlik haklar öngörmüştür. Bu seçimlik haklar 11’inci maddede;

•     Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,
•     Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,
•     Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,
•     İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme,

şeklinde sıralanmıştır. Ancak, maddenin 2’inci fıkrasında tüketicinin üretici ve ithalatçıya karşı yalnızca “ücretsiz onarım” ve “malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi” haklarını kullanabileceğini belirtilmiştir. Satıcı, üretici ve ithalatçı bu iki hakkın yerine getirilmesi bakımından ise müteselsilen sorumludur. Maddenin 3’üncü fıkrasında ise ücretsiz onarım ve malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haklarının kullanımında “orantılılık” sınırı öngörülmüştür. Bu hakların yerine getirilmesi satıcı için orantısız güçlüklere sebep olması halinde ise tüketiciye yalnızca “sözleşmeden dönme” ve “ayıp oranında bedelden indirim” haklarını kullanabilme hakkı tanınmıştır.

Tüketicinin malın ayıplı olması nedeniyle kullanabileceği seçimlik haklarının yanında tazminat talep etme hakkı da bulunmaktadır. ETKHK’de tüketicinin tazminat talep etmek hakkının haiz olduğu haller kanunda açıkça belirtilmişti. YTKHK’de ise tüketicinin tazminat talep etme hakkı bakımından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümlerine atıf yapmakla yetinilmiştir.

Ayıplı maldan sorumluluk halinde zamanaşımı bakımından 4077 sayılı ETKHK’de belirtilen süreler Yeni Kanun’da da öngörülmüştür. Buna göre, 6502 sayılı YTKHK’nin 12’inci maddesi uyarınca, ayıplı maldan sorumlulukta zamanaşımı herhalde, kanunda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre öngörülmediği sürece, malın teslim tarihinden itibaren taşınırlarda 2(iki) yıl, taşınmazlarda ise 5(beş) yıldır.

Sonuç itibariyle, 6502 sayılı YTKHK ile tüketicinin ayıbı ihbar yükümlülüğü ortadan kaldırılmış, ürünün teslimi tarihinden itibaren 6 ay içinde ortaya çıkan ayıplardan satıcının sorumlu tutulduğuna ilişkin karine öngörülmüştür. Bu süre içerisinde ortaya çıkan ayıbın teslim tarihinde mevcut olmadığının ispatı satıcıya aittir. Malın ayıplı olması durumunda ise ETKHK’de olduğu üzere tüketiciye birtakım seçimlik haklar öngörülmektedir. Ancak, bu haklarının bazılarının kullanımında orantılılık esası gözetilmiş olup satıcı, üretici ve ithalatçı lehine seçimlik hakların kullanımı kısmen de olsa sınırlandırılmıştır.