TÜRK TİCARET KANUNU’NDA TEMSİL YETKİSİNİN SINIRLARI, YÖNETİM KURULUNUN SINIRLI YETKİYE SAHİP TİCARİ VEKİL VE/VEYA TACİR YARDIMCISI ATAMA YETKİSİ (AĞUSTOS 2014)

11.09.2014 tarihinde 29116 sayılı mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan ve aynı gün yürürlüğe girmiş olan 6552 sayılı İş Kanunu ile Kanun ve Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun(“Kanun”) ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 371’inci maddesine yeni bir hüküm eklenmiştir. Eklenen bu hüküm yönetim kurulu tarafından sınırlı yetkiye sahip ticari vekil ve/veya tacir yardımcılarının atanabilmesine olanak sağlamaktadır.


TTK’nın 371’inci maddesinde “temsil yetkisinin kapsam ve sınırları” belirlenmiştir. Temsil yetkisi, temsilcilerin belgeleri şirket unvanı altında imzalamaları suretiyle kullanılır. İmzaya yetkili kişilerin yapacakları işlemlerde üçüncü kişileri korumak amacıyla, kural olarak, temsil yetkisi sınırlandırılamaz. Bu kuralın istisnaları ise 371/3’üncü maddede belirtilmiştir. Buna göre temsil yetkisi sadece şirketin merkezi veya bir şubenin işlerine hasrolunabilir veya birlikte temsil esası getirilerek sınırlandırılabilir. Bu kanunda yer alan iki istisna dışında yapılan sınırlandırmalar ticaret siciline tescil ve ilan edilse dahi üçüncü iyi niyetli kişiler bakımından etki doğurmaz. 


6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu’nun(“ETTK”) 321/2’inci maddesi de 371/3’üncü madde ile aynı hükme haizdir. Madde metni eski Kanun metnin daha anlaşılabilir hale getirilmesi haricinde bir yenilik içermemektedir. Ancak, yeni TTK’da, ETTK’dan farklı olarak emredici bir hükme yer verilmemesine karşın, yeni kanun döneminde, temsil yetkisinde kanundaki istisnalar dışından yapılan sınırlamaların Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlanmasına son verildiği uygulamada görülmektedir.


Bu çerçevede İstanbul ve Ankara dahil birçok sicil çevresinde temsil yetkisini özellikle miktar olarak getirilen sınırlamalar başka bir deyişle birden fazla kişiye verilmiş temsil yetkisinde, para değerine bağlı olarak getirilen veya yapılacak işlemlerin çeşitlerini dikkate alarak konu olarak getirilen sınırlamaların tescili, anonim şirketin bağlı olduğu ilgili ticaret sicil müdürlükleri tarafından reddedilmektedir. Kanun maddesine bakıldığında bu tür sınırlandırmaların tesciline yasak getirilmemesine karşın, 3. kişilere hüküm ifade etmemesi haricinde tescilin reddedilmesi gereğine ilişkin bir düzenlemenin yeni kanunda da öngörülmediği görülmektedir. Uygulamada karşılaşılan tescil yasağı ise T.C. Gümrük Bakanlığı’nın İç Ticaret Genel Müdürlüğü’nün Ticaret Sicillere yönelik yetki sınırlandırması konulu maddeye dair Ticaret Sicili müdürlüklerine gönderdiği açıklayıcı düzenlemelerinden kaynaklanmaktadır.    


6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 371’inci maddesine getirilen ek ile yönetim kuruluna, temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyelerini veya şirkete hizmet akdi ile bağlı olanları sınırlı yetkiye sahip ticari vekil ya da tacir yardımcısı/yardımcıları olarak atayabilme yetkisi -sanki ilik defa Kanuna giriyor gibi- yeniden verilmiştir. Ancak ilgili Kanun’un Yönetim kurulunun ticari vekil ve tacir yardımcısı atayabilme yetkisi zaten 368’inci maddesinde düzenlenmiştir. Bu yeni düzenleme ile ticari vekil ya da tacir yardımcısı olarak atanacak olanların görev ve yetkileri ise 367’inci madde uyarınca hazırlanacak iç yönergede açıkça belirleneceği belirtilmektedir. Ancak bu düzenleme de yine TTK’nun 367’inci maddesinde bulunmaktadır. Bu defa getirilen düzenleme ile hazırlanacak iç yönerge ile doğrudan isim verilerek ticari vekillerin veya tacir yardımcılarının atanması mümkün olmadığı belirtilerek yeni bir husus eklenmiştir. Ayrıca, iç yönergenin tescil ve ilanı zorunlu hale getirilmiştir. Atanan bu kişilerin şirkete ve üçüncü kişilere verecekleri her türlü zarardan ise yönetim kurulu müteselsilen sorumlu tutulmaktadır.


Esas itibariyle, 6552 sayılı Kanun ile getirilmiş bu hüküm temsil yetkisini haiz olanlara değil ticari vekil ve tacir yardımcılarının atanmasına ilişkindir. İç yönerge,şirket organlarının görev ve yetki dağılımına dair hususları içerdiğinden temsil yetkisine yapılan her türlü sınırlama da iç yönerge dahilinde düzenlenebilmektedir. Bu bakımdan, uygulamada temsil yetkisinde yapılan sınırlamaların Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlanmamasına dair bir görüş benimsenmişken TTK’nun 371’inci maddesine eklenen yeni 7’inci fıkra kapsamında getirilen iç yönergenin tescil ve ilan zorunluluğu uygulama ile tezatlık oluşturmaktadır.


Sonuç itibariyle, uzun süre devam etmiş olan uygulamadan vazgeçilerek temsil yetkisine yapılan sınırlamaların tescil ve ilanının önüne geçilmiştir. Bu çerçevede temsil yetkisi tanınmasında içi ilişkide geçerliliği olan ancak dış ilişkide 3. kişilere hüküm ifade etmeyeceği açık olan düzenlemelerin tescilinin reddedilebileceğini dikkatinize sunarız.