SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN YAPILAN PAYLAŞIMLARDA SUÇ UNSURU (ŞUBAT 2015)

Zamana ve teknolojiye uyum sağlamak ve anı yakalayabilmek adına son yıllarda zamanımızın çoğu gerek mesleğimiz, gerekse hayatın getirdiği zorunluluklar sebebiyle internet üzerinden süregelmektedir. Akıllı telefonlar ya da bilgisayarlar vasıtasıyla günün her saatinde çeşitli GSM operatörleri vasıtasıyla internete erişim sağlayabilmekteyiz. Bu sayede pek çok sosyal iletişim sitelerine de gerek kendi isimlerimizle gerekse mahlas isimlerle üye olmakta ve paylaşımlarda bulunmaktayız. Ancak bu paylaşımları yaparken acaba yeterince dikkatli miyiz veya Türkiye gibi bir ülkede başımıza neler gelebilir?

Çeşitli sosyal paylaşım siteleri olan facebook, twitter vb. gibi içeriklerde yapılan ve düşünce hürriyeti kapsamında olduğu düşünülen paylaşımlara dikkat edilmelidir. Ceza Hukuku açısından yapılan söz konusu paylaşımlar, hakaret veya tehdit içermekteyse, yapılan paylaşımın, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi kabul edilmemektedir. Aksine internet üzerinden yapılan söz konusu paylaşımların alenilik taşıması sebebiyle ağırlaştırıcı hükümlere tabii bulunduğu sabittir. Türk Ceza Kanunu’nun 125/4. maddesi uyarınca; “Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda bir oranında arttırılır” denilmektedir. İnternet üzerinden yapılan paylaşımların, ilgili fıkra uyarınca cezanın artmasına neden olduğu göz önüne alınmalıdır! Son dönemde yapılan paylaşımlar ve beraberinde ilgili mercilere yapılan suç duyuruları ve açılan ceza davaları sanığa ceza verilmesi halinde ise, kişilik hakkının ihlal edilmesi gerekçesiyle mağdur tarafından ikame edilen tazminat istemli davalarının sayısı aslında hiç de azımsanmayacak boyuttadır.

Yine herkesin aklına gelen ve “bana bir şey olmaz nasılsa” mantığıyla hareket edilerek; mahlas isimlerle açılan hesaplarla yapılan paylaşımların da herhangi bir cezai müeyyideyi beraberinde getirmeyeceğini söyleyebilmek mümkün değildir. Teknolojinin gelişmesiyle ve halihazırda IP adreslerinden pek çok tespitin yapılabilmesi ile kısa zaman içinde kesin sonuca ulaşılabildiği ve teknolojinin bu anlamda geliştiği yine ehil bilirkişi incelemesiyle mahlas isimlerle yapılan paylaşımların nereden yapıldığının tespit edilebilmesi kolay hale gelmiştir. Ancak kamuoyunda çeşitli sosyal paylaşım sitelerinin -ki bunların başında yukarıda facebook ve twitter vb. gelmektedir- Cumhuriyet Başsavcılıkları ve Mahkemelerin resmi yazışmalarına net olarak cevap vermedikleri şeklinde kimi gazete haberlerinde yanlış bir algıya oluşturulmuş olsa da ne yazık ki bu durum doğru değildir. Zira kişinin kendine ait olduğu çeşitli delillerle ispat edilebilen bir sosyal medya hesabı münasebetiyle cezai anlamda sorumlu tutulabilmesi mümkündür ve bu konuda pek çok emsal karar mevcuttur.

Müzmin bir twitter kullanıcısı olan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek tarafından Cumhuriyet Başsavcılıkları’na yüzlerce suç duyurusunda bulunulmuş olması ve bazı davalarda mahlas isimlere dahi ceza verilmiş olması bu duruma en bariz örnektir. Kendisi tarafından kurulan bir ekiple tüm sosyal medya hesapları üzerinden gerekli incelemelerin yapılarak, hakaret ve tehdit içerir paylaşımların teker teker değerlendirildiği ve yapılan tüm bu paylaşımlar bakımından IP üzerinden tespitle gerektiğinde suç duyurusunda bulunulduğunu özellikle belirtmek isteriz. Anayasa ile her ne kadar düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetine sahip olduğumuz bilinse de, elbette bu özgürlüğün de bir sınırı olduğunu ve bu durumun kati suretle bir başkasına hakaret etmeyi meşru kılmayacağı açıktır. Ancak mevcut Türkiye koşullarında var olan politikacıların -dünyadaki gelişmiş demokrasilerin aksine- eleştiriye tahammülsüz oldukları da açıktır. Bu durumu teyit edecek bir sürü davanın hali hazırda mahkemeler önünde sürmesine rağmen, eleştiri sınırlarını aşan bir şekilde internet üzerinden “ben aklıma geleni yazarım, bu benim düşüncem” deme şansı ve hakkımız bulunmadığını da hatırlatmak isteriz. Unutulmamalıdır ki, herkesin, bir diğer bireyin kişilik haklarına saygı gösterme zorunluluğu vardır.

İnternet üzerinden de olsa hakaret suçunun cezası Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde düzenlenmiştir. Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesine göre “Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, aynı cezaya hükmolunur. Hakaret suçunun; Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle işlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.” denilmektedir.

Sonuç olarak, hakaret suçunun internet yoluyla işlenmesi halinde, hakaret eyleminin aleni olması nedeniyle ceza ağırlaştırılarak uygulanmaktadır. Kişilere tanınan özgürlüklerin hiçbir zaman sınırsız olmadığını ve yapılan eylemin ise takibinin şikayete bağlı olduğunu hatırlatırız. Üzülerek belirmek isteriz ki birçok politikacı eleştiriye maruz kalmalarını normal karşılamak yerine suç duyurusunda bulunmak suretiyle işlem tesis etmeyi tercih etmektedir. Bu çerçevede sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlarda, gerekli dikkat ve özenin gösterilerek düşüncenin açıklanması gerekmektedir.