KARŞILIKSIZ ÇEK VE CEZALARINA KARŞI KANUN YOLU (KASIM 2016)

Bilindiği üzere 2012 yılında Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında yapılan değişiklikler ile 5941 sayılı Çek Kanunu kapsamında karşılıksız çek düzenleme suç olmaktan çıkarılmıştı. Bu suretle, karşılıksız çek düzenleyen kişi, adli para cezasının hapis cezasına çevrilmesi suretiyle hürriyeti bağlayıcı hapis cezasına mahkûm olmak yerine idari yaptırım uygulanmasına tabi olacağı öngörülmekteydi.

Bu paralelde Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 19.09.2012 tarihli  2012/19278 E., 2012/14144 K. s. kararı;

“Yapılan yasal düzenlemeler ile 5941 sayılı Kanun'un 5. maddesinde düzenlenen "karşılıksız çek keşide etme" suçu “kabahat” haline dönüştürülmüştür. 5326 sayılı Kanun'un 27. maddesinin 5. fıkrasına göre; idari yaptırım kararının mahkeme tarafından verilmesi halinde, bu karara karşı ancak itiraz yoluna gidilebilir.”

şeklinde verilmek suretiyle bu durumu teyit eder mahiyettedir.  

Yüksek Mahkeme kararları doğrultusunda Çek Kanunu’ndaki söz konusu düzenlemeye göre, idari yaptırım kararının mahkeme tarafından verilmesi halinde bu karara karşı 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 27/5 maddesine göre kanun yolu olarak temyiz kanun yoluna değil, itiraz kanun yoluna gidilmesi gerekmekte olduğu konusunda bir görüş birliği oluşmuştur.

Bu düzenleme daha yargı kararlarında tam anlamıyla karşılığını bulamadan Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 2016 Ağustos ayında yayım tarihinde yürürlüğe girmek üzere Çek Kanunu m. 5 değiştirilmiş bulunmaktadır. Söz konusu değişiklikle, karşılıksız çek düzenlemek “kabahat” olmaktan çıkarak tekrar “suç” olarak ceza kanunu çerçevesinde vasıflandırıldı. Buna göre karşılıksız her bir çekle ilgili olarak binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunabilmesi mümkün hale gelmiş bulunmaktadır.  Ancak verilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından az olamayacaktır.

Çek Kanunu m. 5/11 gereği; aynı maddenin birinci fıkrası uyarınca verilen adli para cezalarının ödenmemesi durumunda, verilen ceza, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan kamuya yararlı bir işte çalıştırma kararı verilmeksizin doğrudan hapis cezasına çevrilmesi zorunlu hale gelmiştir.

Diğer bir değişiklik ise Çek Kanunu’nun 3. maddesinin altıncı fıkrasına ilişkindir. “Cumhuriyet Başsavcılığına talepte” ibaresi “icra mahkemesine şikâyette” şeklinde değiştirilmiştir. Ancak bu değişiklik 31.12.2017 tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu tarihe kadar karşılıksız çeklerle ilgili şikayetler doğrudan Cumhuriyet Savcılığı’na yapılacaktır.

Çek Kanunu m. 5, karşılıksız çek düzenleme suçundan dolayı açılan davaların icra mahkemesinde görüleceğini ve İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümlerin uygulanacağını hüküm altına almaktadır. Bu durumda icra mahkemesinin kararına karşı kanun yolunu tayin edebilmek için, İcra İflas Kanunu m. 353/2 gereği 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (‘CMK’) kanun yollarına ilişkin hükümlerinin incelenmesi gerekir.

Ceza Muhakemeleri Kanunu uyarınca kanun yolları, olağan kanun yolları ve olağanüstü kanun yolları şeklinde tasnif edilmiştir. Olağan kanun yolları bugün itibariyle; itiraz, istinaf ve temyizdir. İstinaf mahkemelerinde yeni bir olay yargılaması yapılarak hata tespit edilmesi halinde eski hüküm bozulup kaldırılır ve yeni hüküm verilir. Ancak  Yargıtay temyiz aşamasında yargılama yaparken uyuşmazlığa ilişkin maddi mesele hakkında karar vermez yani Yargıtay tarafından olay yargılaması yapılmamakta, dosya tekrar hüküm tesis edilmek üzere kararı veren mahkemeye gönderilmektedir. Temyiz aşamasında sadece hukuki mesele değerlendirilerek hukuk kurallarının uygulanmasında hata olup olmadığı hakkında karar verilmektedir. CMK ile kabul edilen istinaf kanun yolu 20 Temmuz 2016 tarihinden itibaren Bölge Adliye Mahkemeleri’nin faaliyete geçmesiyle uygulanabilir hale gelmiştir.

5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 272. maddesi gereği;

  • Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine,
  • Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine,
  • Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulamaz.

CMK m. 286 temyiz edilebilecek kararları belirtmektedir. Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir. Ancak;

  • İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,
  • İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,
  • İlk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
  • Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
  • Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,
  • On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,
  • Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,
  • Yukarıdaki maddelerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları

temyiz edilemez.

Sonuç olarak, karşılıksız çek düzenleme suçunun yaptırımı olarak takdir edilen adli para cezasını kanun yoluna götürebilmek için her olayı kendi özelinde değerlendirerek kanun yolunu tayin etmek gerekeceğini belirterek yazımıza son veriyoruz.