TİCARİ İŞLEMLERDE TESLİMSİZ TAŞINIR REHNİ (ARALIK 2016)

8.10.2016 tarih ve 29871 sayılı Resmi Gazete’de 6750 sayılı “Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu” yayınlanmıştır. Bu kanun ile ticari işlemlerdeki teslimsiz taşınır rehni bakımından, Türk Medeni Kanunu’ndaki taşınmaz rehni rejimine benzer bir rejim öngörülmüştür.    

6750 sayılı Kanun uyarınca aralarında teslimsiz taşınır rehni sözleşmesi yapabilecek kişiler aşağıdaki gibidir:    

  • Kredi kuruluşları ile tacir, esnaf, çiftçi, üretici örgütü, serbest meslek erbabı gerçek ve tüzel kişiler,
  • Tacir ve/veya esnaflar.    

6750 sayılı Kanun çerçevesinde sırasıyla; alacaklar, çok yıllık ürün veren ağaçlar, fikri ve sınai mülkiyete konu haklar, hammadde, hayvanlar, her türlü kazanç ve iratlar, başka bir sicile kaydı öngörülmeyen ve idari izin belgesi niteliğinde olmayan her türlü lisans ve ruhsatlar, kira gelirleri, kiracılık hakkı, makine ve teçhizat, araç, ekipman, alet, iş makinaları, elektronik haberleşme cihazları dâhil her türlü elektronik cihaz gibi menkul işletme tesisatı, sarf malzemesi, stoklar, tarımsal ürünler, ticaret unvanı ve/veya işletme adı, ticari işletme veya esnaf işletmesi, ticari plaka ve ticari hat, ticari proje, vagon ve nihayet bu sayılanlardan üçüncü kişiler zilyetliğindeki taşınır varlık, her türlü hak ve paylı mülkiyet hakları üzerinde teslimsiz taşınır rehni kurulabilecektir.    

Teslimsiz taşınır rehni tesisi için ilk olarak taraflar elektronik ortamda veya yazılı olarak rehin sözleşme yapacaklardır. Takiben düzenlenen rehin sözleşmesinin sicile tescil edilmesi gerekir. Bunun içinse,

  • Elektronik ortamda hazırlanan sözleşmenin güvenli elektronik imza ile onaylanması,
  • Yazılı olarak düzenlenen rehin sözleşmesinin ise tarafların imzalarının noterce onaylanması veya sözleşmenin Sicil yetkilisinin huzurunda imzalanması,

zorunludur. Böylece sözleşmede öngörülen rehin hakkı “rehinli taşınırlar sicili”ne tescil edildiği anda doğacak ve üçüncü kişilere hüküm ifade edecektir.    

Rehinli taşınırlar sicili, rehin hakkının doğması ve üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmesi bakımından oldukça öneme sahip olacaktır. Ayrıca bu sicil, rehinli alacaklılar arasındaki öncelik ilişkisinin belirlenmesi bakımından da hayli öneme sahip olacaktır. Buna göre, hukukumuzda taşınmaz rehini için öngörülen “derece sistemi” sözleşmede düzenlenmek şartıyla taşınır rehini bakımından da uygulama alanı bulabilecektir. Öyle ki, taşınmazlarda olduğu gibi rehinin sağladığı güvence, tescilde belirtilen rehin tutarı ve derecesi ile sınırlı olacaktır. Aynı taşınır varlık üzerinde derece sırası belirtilmeksizin birden fazla rehin hakkı tesis edilmesi halinde ise öncelik hakkı, rehinin kurulma anına göre belirlenecektir.  

Rehin konusu borcun ifa edilmemesi halinde  alacaklıya 6750 sayılı Kanun kapsamında özel ve yeni haklar tanınmıştır. Rehin alacaklısına tanınan bu yeni haklar, rehin hukukuna hakim ilkelerden biri olan “Rehinli Malı Edinme Yasağı (Lex. Commissoria)” ilkesinin de istisnasını oluşturacak niteliktedir.  

Buna göre alacaklı, borcun ifa edilmemesi halinde,   

  • Birinci derece alacaklı ise, rehinli taşınırın mülkiyetinin devrini talep edebilir,
  • Alacaklı, alacağını varlık yönetim şirketlerine devredebilir,
  • Zilyetliğin devrine konu olmayan varlıklarda, kiralama ve lisans hakkını kullanabilir.     

Kanunda, rehin alacaklısını korumak için, rehin veren veya rehinli taşınırı rehin verenden devralan kişiler için de çeşitli yükümlülükler öngörülmüştür. Buna göre, rehin veren veya rehinli taşınırı devralan,   

  • Rehinli varlığı 6750 sayılı Kanun hilafına kullanması,
  • Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli varlığın mülkiyetini devretmemesi,
  • Rehinli varlığı alacaklıya zarar vermek kastıyla tahrip veya imha etmesi,
  • Rehinli taşınır varlığın devri ile alacağın devrini Sicile tescil ettirmemesi,
  • Sicili yanıltmaya yönelik fiillerde bulunması,   

hallerinde güvence altına alınan borç tutarının yarısını geçmemek üzere adli para cezasına mahkum edilecektir.  

Rehin verenin bir taşınır malı sürekli rehin almak suretiyle ödünç para verme işini devamlı yapması halinde ise rehin veren Türk Ceza Kanunu’nun 241. maddesinde düzenlenen “Tefecilik” suçuyla cezalandırılacaktır.   

6750 sayılı kanuna göre, rehinli taşınırlar siciline kaydedilen rehin hakkının sona erdirilmesi için alacaklının, alacağın son bulduğu tarihten itibaren 3 iş günü içerisinde başvurusu üzerine sicilden terkin edilmesi gerekir. Rehin alacaklısı, alacağı son bulduğu halde terkin için belirtilen sürede başvuruda bulunmadığında, güvence altına alınan borç tutarının 1/10’i tutarında idari para cezasına mahkum edilecektir.   

Sonuç olarak, ticari işlemlerde teslimsiz taşınır rehinini düzenleyen 6750 sayılı Kanun bir çok yönüyle, istisnai düzenlemeler ihtiva etmektedir. Anılan Kanun ile ilk defa genel bir taşınır rehini sicilinin oluşturulması, rehin verene ve rehin alana yüklenen idari ve cezai sorumluluklar,  yıllardır uygulanagelen “rehinli taşınırı edinme yasağı”nın istisnası sayılabilecek hükümler getirilmesi, 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu’nun yürürlükten kaldırılarak 6750 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Ticari İşletme Rehininin yapılacak olması, 6750 sayılı Kanun’un yepyeni bir rejim ortaya çıkardığını ispatlar niteliktedir. Türk rehin hukukuna getirilen devrim niteliğindeki bu yeniliklere uygulamanın nasıl adapte olacağı ve ne tür sorunlar çıkacağı Kanun’un yürürlük tarihi olan 01.01.2017 tarihinden sonra açığa çıkacaktır.