DÖVİZ KURU KAYNAKLI İFLAS ENGELLENDİ (EKİM 2018)

Resmi Gazete'de 15.09.2018 tarihinde, Türk Ticaret Kanununun 376'nci maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ ("Tebliğ") yayınlanmıştır. Anılan düzenleme ile sermayenin kaybı ve borca batık olma durumlarında uyulacak usul ve esaslar aşağıdaki gibi ayrı ayrı düzenlenmiştir:  

1-Sermaye Kaybı Halinde Uyulacak Usul ve Esaslar 

Bilindiği üzere TTK 376. madde gereğince son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının ya da üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde yönetim kurulu, şirket genel kurulunu hemen toplantıya çağırılmak zorundadır.  

  • Sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının karşılıksız kalması halinde yönetim kurulu; son bilançoyu sunarak şirketin finansal yönden bulunduğu durumu bütün açıklığıyla anlatır. Şirketin mali durumundaki kötüleşmeyi ortadan kaldırmak veya en azından etkilerini hafifletmek amacıyla, uygun gördüğü, sermayenin tamamlanması, sermaye artırımı, bazı üretim birimlerinin veya bölümlerinin kapatılması ya da küçültülmesi, iştiraklerin satışı, pazarlama sisteminin değiştirilmesi gibi ve fakat bunlarla sınırlı olmayan iyileştirici önlemleri alternatifli ve karşılaştırmalı olarak aynı genel kurula sunar ve açıklar.  

Genel kurul, sunulan iyileştirici önlemleri aynen veya değiştirerek kabul edebilir ya da sunulanlar dışında başka bir önlemin uygulanmasına karar verebilir.  

  • Sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kalması halinde genel kurul, TTK’nın 376. maddesinde ve Tebliğ’de düzenlenen usul ve şartlarla, “sermayenin üçte biri ile yetinilmesine ve sermaye azaltımı yapılmasına”, “sermayenin tamamlanmasına” veya “sermayenin artırılmasına” karar verebilir. Genel kurulun bu tedbirlerden birini almaması halinde şirket kendiliğinden sona erer ve tasfiye edilir.

2- Borca Batıklık Halinde Uyulacak Usul ve Esaslar

Borca batık olma durumu, şirketin aktiflerinin borçlarını karşılayamaması halidir. Borca batık durumda olma, yıllık ve ara dönem finansal tablolardan, denetime tabi şirketlerde denetim raporlarından, erken teşhis komitesinin raporlarından, yönetim organının belirlemelerinden ortaya çıkarılabilir.  

Borca batıklık halinde yönetim kurulu iflas için mahkemeye başvurma görev ve yetkisine sahiptir. Ancak mahkemeye başvurulması için;  

  • Yönetim kurulunun işletmenin devamlılığı esasına hem de aktiflerin muhtemel satış değerlerine göre çıkarılan ara bilânço üzerinden aktiflerin şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğine karar vermesi  ve  
  • Sermayenin üçte biri ile yetinilmesine ve sermaye azaltımı yapılması veya sermayenin tamamlanması veya sermayenin artırılmasına karar verilmesi önlemlerinden birinin alınmaması  

şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.  

Anılan Tebliğ’in kuşkusuz en önemli maddesi geçici 1. maddesidir. Bu madde ile, 01.01.2023 tarihine kadar  henüz ifa edilmemiş olan yabancı para cinsinden yükümlülüklere ilişkin kur farkı zararlarının sermaye kaybı ve borca batık olma durumunun hesaplanmasında dikkate alınmayabileceği düzenlenmiştir. Böylelikle bu düzenleme ile birlikte, 01.01.2023 tarihine kadar şirketlerin kur farkına bağlı olarak artan borçları sebebiyle iflas etmesinin önüne geçilmiştir.  

Sonuç itibariyle, anılan Tebliğ ile anonim ve limited şirketler ile sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin sermaye kaybı ve borca batıklık durumlarında uyması gereken usul ve esaslar ayrıntılı olarak düzenlenmiş, TTK'nın 376. maddesinde öngörülen iflas durumuna ilişkin uygulama esasları düzenlenmiş ve kur farkı istisnası getirilmiştir. Olağanüstü kur artışının yaşandığı Ocak 2018-Eylül 2018 sonrasında getirilen düzenleme ile 01.01.2023’e kadar henüz ifa edilmemiş olan döviz cinsinden yükümlülüklere ilişkin kur farkı zararlarının, sermaye kaybı ve borca batık olma durumunun hesaplanmasında dikkate alınmayabileceği düzenlenmiştir.