6102 SAYILI TÜRK TİCARET KANUNU KAPSAMINDA ANONİM ŞİRKETLERDE YÖNETİM VE TEMSİL YETKİLERİNİN DEVRİ (ŞUBAT 2014)

Anonim şirketlerin yasal ve zorunlu organlarından biri olan yönetim kurulunun görev ve yetkilerinin en önemlileri şirketin yönetimi ve temsilidir. Yönetim Kurulu, kanundan doğan bu yetkilerini devretmeye yetkili kılınmıştır. Yönetim ve temsil yetkisinin devri 6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda(“YTTK”), 6762 sayılı Eski Türk Ticaret Kanun’dan(“ETTK”) farklı olarak ayrı madde başlıkları altında düzenlenmiştir. Yine ETTK’dan farklı olarak yönetim yetkisinin yönetim kurulunca bir veya birden fazla yönetim kurulu üyesi yanında üçüncü bir kişiye de devri mümkün kılınmış ancak devrin gerçekleşmesi birtakım şartlara bağlanmıştır.

6102 sayılı Kanun’un “Yönetimin Devri” başlıklı 367’inci maddesinde “Yönetim Kurulu esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabilir.” denilmektedir.

Söz konusu madde ile birlikte yönetim kurulu, yönetim yetkisinin tamamını veya bir kısmını bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine ya da üçüncü bir kişiye devredebilecektir. Bu düzenleme yönetim yetkisinin devredilmesine bağlı olarak anonim şirketlerin profesyonel yöneticiler tarafından idare edilmesini mümkün hale getirmiştir. Ancak, söz konusu devrin gerçekleşmesi için şirketin esas sözleşmesine, yönetim kurulunun yönetimin devrine yetkili kılındığına dair bir hüküm konulması ve yönetim kurulunun bir iç yönerge düzenlemesi gerekmektedir. Esas sözleşmelerinde bu yönde bir hüküm bulunmayan şirketler, tadile giderek esas sözleşmelerine yetki devrine ilişkin hüküm eklemelidirler.

YTTK’nun 367’inci maddesinde getirilmiş olan şartlardan en önemlisi yönetimi devretme yetkisi bulunan yönetim kurulunun bu yetkisine ilişkin olarak iç yönerge hazırlama zorunluluğudur. Yönetim Kurulu yönetimin devrine ilişkin olarak bir iç yönerge hazırlamak ve hazırlamış olduğu bu iç yönergeyi genel kurula sunmakla yükümlüdür. Madde iç yönergede bulunması gerekli unsurlara da açıklık getirmiştir. Bu bakımdan, iç yönergenin;

• Şirketin yönetimi,
• Şirketin yönetimi için gerekli olan görevlerin tanımları ve yerleri(şeması),
• Kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğu,

konularını ihtiva etmesi gerekmektedir.

Yönetim yetkisinin devri konusunda üzerinde durulması gereken konulardan biri de yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkileridir. 6102 sayılı YTTK’nın 375’inci maddesinde yönetim kurulunun devredilemeyen görev ve yetkileri tahdidi olarak sayılmıştır. Bu maddede yer alan görev ve yetkiler münhasıran yönetim kurulunun görev ve yetkileri arasında olması nedeniyle devri söz konusu değildir.

Yönetim Kurulu’nun “temsil yetkisi” ise, 6102 sayılı Kanun’un 370’inci maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin ikinci fıkrası “Yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması şarttır.” şeklindedir. YTTK yönetim kurulu üyeleri dışında üçüncü bir kişiye de temsil yetkisinin devrini mümkün kılmakla birlikte temsil yetkisinin yönetim kurulu üyeleri dışında bir kişiye devri durumunda yönetim kurulu üyelerinden en az birinin temsil yetkisine haiz olması şart koşulmuştur.

YTKK, görev veya yetkisini kanuna dayanarak başkasına devreden organlar bakımından koruyucu bir düzenleme getirmiştir. YTTK’nun 553’üncü maddesi uyarınca kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar. Yönetim ve temsil yetkisinin 367 ve 370’inci maddelere uygun şekilde devredilmesi halinde devredilen yetkilerin kullanılmasından yalnızca bu yetkiyi devralanlar sorumlu olacaktır. Yönetim Kurulu üyelerinin sorumsuzluğunun sınırını ise “görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen gösterme yükümlülüğü” oluşturmaktadır. Ancak, yönetim kurulu üyelerinin yetkiyi devralanların fiillerinden sorumlu tutulabilmesi için özen gösterme yükümlülüklerini ihlal ettiklerinin ispatlanması gerekmektedir.

Sonuç itibariyle 6102 sayılı YTTK ile; yönetim ve temsil yetkisinin yönetim kurulu üyelerinden bir veya birkaçına devri dışında üyelerden ayrı olarak üçüncü bir kişiye devri de mümkün kılınmıştır. Ancak, yönetim ve temsil yetkilerinin devrinin gerçekleşebilmesi için YTTK birtakım şartlar öngörmüştür. Böylece, YTKK ile devredilen yetkilerin her daim yönetim kurulunun kontrolü altında tutulması sağlanmıştır.